saç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2014 Pazartesi

TANGLE TEEZER Tarak Compact Styler Serisi ve KOZMELA


Selam Kızlar
TANGLE TEEZER tarakları biliyorsunuz, dünyada ve bloggerlar arasında fırtına şeklinde esti, esmeye de devam ediyor.
Sebebi de; öylesine celebrity ya da bloggerlara bedavadan dağıtılması değil. Dünyanın en iyi kuaförleri tarafından ödüllendirilmiş bir ürün.
İnternette okudukça resmen çok abartılmış, altı üstü bir tarak diye düşündüğümü itiraf etmem lazım. Türkiye'de fiyatları malaesef 42-55TL arasında değişince, "bir tarağa o para neden verilir" diye sordum. Fakat saçlarım uzun-işlem görmüş-kalın telli-gür-dalgalı ve biraz da yıpranmış olunca, merakıma yenik düştüm ve araştırmalara başladım. Bu tarağı modagram Lidyana ve Kozmela  sitelerinden bulabilir, fiyat araştırması yapabilirsiniz. 
Ben Kozmela sitesinden indirimli olarak aldım ve Aras Kargo ile siparişim 2günde sorunsuz şekilde elimdeydi. Bu, Kozmela sitesinden 2. alışverişim, ilk alışveriş yazım için TIK TIK
Online alışverişler de, tester ya da promosyon ürünler gönderilmesi taraftarıyım. Bunu hem bir Sosyal Medya Danışmanı hem bir blogger olarak, hem de ayrıca kargo ücreti ödeyen bir müşteri olarak söylüyorum. Fakat umduğumu yine bulamadım :(
Classic ve Splash modelini duşta, ıslak saçınıza güvenle uygulayabilirsiniz. 
Compact Styler Serisi ise, yukarıdaki videodan görebileceğiniz gibi, hem ıslak hem kuru saç için uygun. Kuru kullanımda biraz elektriklenme yaptığı bir gerçek, fakat saç uçlarınızı hafif yağlar ya da saç kremi kullanırsanız bu sorun ortadan kalkıyor.
Islak kullanımda benim saçlarımı açmam 3dakika sürdü. Sıvı saç kremi ya da uçları yağlayıp, tararsam, süre 1-2dk arası. Bu süre benim için gerçekten süper. Çünkü 15dkka da yıkadığım saçlarımı, tarayıp-kurutma sürecim 30-45 dk. Kalın telli- gür ve uzun saçlara sahipseniz, ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur.

Asi kıvırcık saçları bile açmakta çok etkili olduğunu youtube'daki zenci-uzun saçlı kızların videolarından da görebilirsiniz :) 

TARAK ÖZELLİKLERİ 
-Uzunlu kısalı sık silikon dişler,
           Bu dişler sayesinde, krape atabilir, saçlanızı kırmadan- uçlarda kopma sorunu                    olmadan rahatça kullanabilirsiniz.
-Hafif ve yıkanabilir olması,
            Saplı- kıl fırçaların aksine taşıma açısından hafif, silikon dişleri sayesinde                           yıkanabilir olması
-Kapaklı olması,
            Kapağı sayesinde, çantaya atabilir, spora-havuza-denize götürebilirsiniz. 
            Kullanıp kapağını kapattığınız anda çantanızın içinde, dişlere de zarar vermemiş                 oluyorsunuz.
-Çocuklar ve bebek saçları için de kullanıma uygundur.


26 Ağustos 2014 Salı

VOLKAN KARTAL 'la OMBRE ve İZMİR Kuaförleri

Selam Kızlar;
Hemen konuya dalıyorum, zira mevzu uzun ...
 Öncelikle kuaför takıntısı olan biri olarak; doğru kuaför ne zor bulunuyor arkadaş?
 Güvenmek, saçları emanet etmek ne zor! 
Eskiden İzmir de çok çok ünlenmiş kuaförler vardı (Nasyonel, Os-ça, Kemal&Mustafa, Nizam...) bir kadın bu kuaförlerden birine gidiyorsa; kesin şık-zengin bir de çok güzeldi. 
Son günlerde İzmir'de isim yapan, herkesce duyulan bir kuaför duydunuz mu? En duyulanı KEY KUAFÖR o da instagram sağolsun bir de sıkça duyduğumuz fahiş fiyatları...
İzmir'de neden bu kadar çok birbirinden bağımsız kuaför var anlayamıyorum bunun sebebinin "yüksek ego" olduğunu ve birkaç eğitimden sonra hemen ben oldum zannederek kendi dükkanlarını açan, meslektaşları olduğunu söylüyor  Volkan KARTAL.

KİMDİR Volkan KARTAL?
1984 doğumlu, mesleğine aşkla bağlı, tarzı olan bir saç eksperi. 
Mesleğe 2000 yılında başlasa da, bir sürü talihsizlik sonucunda aslında 2008 yılında LOREAL saç eğitimlerinde dikkatleri üzerine çekmiş. Saç şekillendirme konusunda en iyilerden biri olmuş ve Loreal bünyesinde uzun yıllar çalışarak boya konusunda uzmanlaşmış bir isim. Birçok kuaför gibi bildiklerim bana yeter diyenlerden değil. Yeniliğe açık, öğrenmeyi-araştırmayı seven, hedefleri olan, başarılı bir kuaför. Çok merak edip, hala bakmadıysanız instagram hesabı için TIK TIK

BEN KENDİSİYLE NASIL TANIŞTIM/ NELER YAPTIK? 
(Fotoğraf işlem başlamadan önce)
Kendisini instagramda fark ettim. Yaptığı saçları beğenmemek sanırım imkansız neyse ki, İzmir'e Kemal&Mustafa ekibinden ayrılıp, kendi salonlarını açan Karşıyaka-Atakent 
ENGİN-İSMAİL Kuaföre eğitim vermek için geleceğini öğrendiğim an, randevu kopartmayı başardım. Gerçekten başardım diyorum çünkü öyle büyük bir ilgi vardı ki şaşırdım. Öncelikle whatsappdan yazıştık. Öyle ki internette okuduklarımdan sonra fiyat konusunda korkuyordum çünkü ombre denince, fahiş fiyatlar duyuyoruz. Fiyat vermeyeceğim ama inanın fiyatlar, makul hem de çok makul. (Hatta gitmeden önce yanık görünümlü, paket izli uç balyajlar için ne kadar ödemeniz gerektiğini başka bir kuaföre sorarak gidin anlayacaksınız)
Gittiğimde karşımda kibar, yaşından küçük gösteren ama profesyonel bir adam vardı. Öncelikle karşılıklı oturduk yüz hatlarımı, saçımı, konuşma, giyim, makyaj tarzımı inceledi hiç sorularla bunaltmadan, muhabbet arasında bunu yapması çok hoş. Yaşımı ve işimi sordu ki; bu da yapacağı saç tarzının size uyup uymamasıyla ilgili. Ne istediğimi sordu ve onun ne istediğini konuştuk. Volkan KARTAL 'a elinizde bir modelle gidip, işte bu diyemiyorsunuz size yakışmayacağından eminse saçınıza el sürmüyor. 

Geçiyoruz kuaför koltuğuna ve başlıyoruz önce PİGMENTASYON diyor. Yani saçınızda boya varsa, kötü-akmış-soluk görünen renkleri nötrleme işlemi. Ardından KIRMA saç dipleri çok koyu kişilerde rengi 1-2 ton açma işlemi. Bu boya değil diyor ve ekliyor bu bir yağlama işlemi. Düşük dozda boya ile yağ karışımını saç diplerinize sürüp en fazla 15-20dk bekletiyor ve sonuç mükemmel. Ayrıca saç uçları ve diplerde hiç bir extra yıpranma olmadan. Sonrasında geçiyoruz OMBRE yani renklerin geçişi işlemi. 
Bu sırada Volkan Bey'e soruyorum 
Neden Ombre, bu kadar tuttu, neden sizinle bu kadar özdeşleşti? Ombre demek, Volkan Kartal demek derken, gülüyor ve ekliyor çünkü doğal duruyor, yanık-yıpranma yok, paket izi yok, uzun zamanlara, farklı günlerde işlemlere gerek yok, en fazla 2-3 saatte işlem bitiyor. Ve üzerine basa basa belirtiyor "ben boya yapmıyorum, ombre yapıyorum" 
KRAPE BALYAJ, OMBRE DEĞİLDİR! 
Krape balyaj diye telefonlar geliyor, ben balyaj yapmıyorum diyor. Farkı ne diyorum işlem farklı- boyası farklı diyor, yağdan tekrar bahsediyor ve en önemli fark; doğru uygulanan bir ombre, asla saçı yıpratmaz!
NEDEN OMBRELER HEP SARI? 
Ben hep sarı yapmıyorum sayfamda bakırlar-kahveler ve kızıllar da var ama Türk kadınının %94ü sarışın olmak istiyor diyor ve ekliyor, her tene yakışan bir sarı tonu var önemli olan, onu tutturabilmek!
PEKİ YA YIPRANAN-UZAMAYAN SAÇLAR İÇİN NE ÖNERİRSİNİZ?
Yanlış bakım da saçı yıpratır. Her bulup duyduğunuzu kullanmak yerine, saç ürünlerini seri halinde kullanın. Şampuan-krem-maske-serum hepsi aynı marka olursa düzenli kullanımda inanın saçınız farkeder. Saçı nemlendirmek ve nemli tutmak önemli.
MAKAS KUAFÖR- AHMET ÇOBAN ve fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'de rakibim dediğim tek insan kendisi. Egolarım yok rakip önemlidir insanı hırslandırır. Ombre dediğiniz anda Türkiye'de 2isim var ben ve o! 
Ticaret zihniyetini takdir ediyorum. Fiyatlarına herkes pahalı diyor ama bilmiyorum ben çok daha üst kalite boyalar kullanıyorum. Bu işi maliyete dökersek; onun istediği fiyatlar biraz daha pahalı olabilir.
KENDİ SALONUNUZU AÇINCA, FİYATLAR DEĞİŞECEK Mİ?
Hayır, ben böyle de kazanabiliyorum fiyatlarda üst düzey bir artış görmeyeceksiniz. 
Çünkü ben hem hem halktan, hem de ünlüler dünyasından bayanların güzelliğine güzellik katıyorum. Sadece ünlü dünyasına hitap etmek isteseydim, astronomik rakamlar isteyebilirdim.

Saça krape atarken, o kadar ince bir saça boya sürüyor ki, aralarda ışıltı gibi kalacak herhalde diye düşünüyorum. Volkan bey yanında bir de, çalışma arkadaşlarından biri olan Gökhan'ı getirmiş. Gökhan uzun zamandır Volkan Bey'in yanında ayrıca İzmir'e salon açılma fikri gündemde belki Gökhan'ı İzmir'de görebiliriz :) "Onunla çalışmak-öğrenmek çok keyifli diyor çünkü bildiğini paylaşıyor, kendine saklamıyor"
Gökhan Krapeleri açarken, ben de saçlarımı merak ederken,Volkan Bey ile muhabbete devam ediyorum. 
İzmir'e tekrar gelecek misiniz derken, uzun bir süre gezici kuaför olmak yok diyor. 
Ben size geldim şimdi sıra sizde, İstanbul Bahçeşehir 3A Kuaförde çalıştığını fakat Nişantaşın'da kendi salonunu açmaya hazırlandığından bahsediyor. 
Yoğun bir sürece gireceğini, ayrıca gerekli eğitimlerden sonra franchising vereceğini anlatıyor. Ankara- İzmir ve Çorlu' da şimdiden ismini halka duyuran biri ve talep çok fazla. Türkiye'de adını herkese duyurduktan sonra, yurt dışında salon açmak istediğini anlatıyor.

Vee saçlar bitiyor Gökhan düz fön çekiyor hem de tam kurutmadan ıslak saça, bu saçı daha az yıpratır, ayrıca çeken kişiyi de çok yormaz ama normal fönden 10dk kadar daha uzun sürer diye de açıklıyor.
 Düz fön bitince Volkan bey elinde şekillendiriyi alıp, imzam dediği iri su dalgalarını yapıyor. Ben renge aşık oluyorum ve tüm salon saçlarımdaki değişime şaşırırken, ben teşekkürler diye diye ve 32 dişimi göstererek salondan çıkıyorum.
SAÇLARLA 2.GÜN: Saçlar yıkandı, havlu boyama, uçlarda kopma, yıpranma- düğümlenme gibi sorunların hiç biri yok. 

Şimdi de önce; ENGİN&iSMAİL Kuaföre, Volkan Beyi getirdikleri için, Gökhan ve salondaki adını unuttuğum diğer arkadaşa (kusura bakmasın artık) saçlarımı sabırla taradıkları ve fönledikleri için, ve tabii ki Volkan Bey'e, işini saygı ve aşkla yaptığı, böyle güzel sonuçlarla herkesi şaşırttığı için çok teşekkürler. 
Herkesin eline emeğine sağlık

ENGİN&İSMAİL KUAFÖR Adres: Karşıyaka-Atakent Tansaş Sokağı 3440/3 sk.8c
Tel: 05547760813

Hazır olun kızlar; Volkan KARTAL ismini daha uzuun seneler duyacağız ;)

11 Temmuz 2014 Cuma

YIPRANMIŞ SAÇLAR ve SAÇ UZATMAK

Saçlarından şikayetçi herkese Merhaba,

Siz de benim gibi, boya-deniz-havuz-güneş derken saçları cansızlaşan, uzamamalarından şikayetçi olanlardan mısınız?

Öncelikle size, organik jojoba yağı içerikli bir şampuandan sonra da en pratik ve en etkili doğal yöntemlerden bahsedeceğim. İçeriğinde sülfat ve paraben bulunmadığı için saçı ağırlaştırmayan, yaz günlerinde sık yıkamaya uygun, yıpranmış saçlar için özel bir şampuan, YVES ROCHER REPARATION serisinden, 300ml- 17.90tl fiyatıyla, indirimde 9.90tl'ye bulabileceğiniz denemeye değer, hafif yağ kokusu olan benim beğendiğim bir ürün kendisi.

Şimdi, durun tahmin edeyim, siz de kafanızda yağlarla saatlerce (hele ki, bu sıcakta) bekleyemeyenlerdensiniz değil mi?
O bemiks ampuller, vitaminler, yağ karışımları uzun ve stresli iş. Hele ki saçlarınız gür ve uzunsa ... 
Bu yağları haftada bir sürüp bekleyenlere ayrıca hayranım ve büyük saygı duyuyorum.
Bir PÜF noktası: Saçlarınızı beklettiğiniz yağlardan arıtmak için, susuz şekilde direkt şampuan uygularsanız; yağlardan daha hızlı kurtulur, saç yıkama sürenizi kısaltırsınız ;)
10yıldır saç derimde yoğun egzama sorunu yaşayan biri olarak, (neler denemedim, ne eczaneler, doktorlar, kremler, şampuanlar, yağlar...) artık tembel işi yöntemleri seviyorum. Malesef artık kronikleştiği için iyileşecek bir durum da değil. Neyse şimdi size duştayken, 2 dakikada uygulanan, saçlar için en pratik ve en etkili yöntemlerden bahsedeceğim.
 
-SODA: Bildiğiniz maden sodasını (tüm şampuan-krem işleri bittikten sonra) saç derime masaj yaparak, döküyor ve durulaMIyorum. Soda içeriğindeki, maden zenginliği ile saçınızın hızlı uzamasına yardımcı olur ;) Saç deriniz hızlı yağlanıyorsa; sodanın içine yarım limon sıkabilirsiniz. Limon sıktıysanız; gözlerinize dikkat edin ;)

-SİRKE: Elma sirkesi tercihim, şampuan-krem işlemi bittikten sonra uyguluyorum. Sirke kokusu olmuyor mu diye soranlara hayır olmuyor. Saç derinizde yaralar varsa, yakma etkisi yapacaktır!
 Sirkeyi aynı oranda su ile karıştırıp, saçınıza dökebilir ve durulamadan çıkabilirsiniz. Bu yöntem, kepeklenme sorununuzu çözer ve annelerimizin kristalleri parlatmak için sirke kullandığı gibi saçları parlatır ;)

-ÇAY: Koyu kahve tonlarında saçlar açılıyorsa; ÇAY
         Kumral-Sarı saçlar açılıyorsa; BİRA   >Bira ayrıca mayası sayesinde, iyi bir saç maskesidir ;)
Saç rengini daha da açmak isteyenler için, papatya suyunu duymayan yoktur ama açılmasından şikayet edenler, bildiğimiz demlenmiş siyah çay ile saçlarını durulayabilirler. Bu yöntem saçlarınızı güçlendirirken, renk pigmentlerinizi kuvvetlendirmeye yarar ;) Çay ve birayla uğraşmak istemeyenler için, Toni Guy ve John Frieda markalarının şampuanları oldukça başarılı. 

-SOĞAN SUYU: Iyyk dediğinizi duyar gibiyim, bekleyin! Saç uzunluğunuza göre, bir büyük soğanı 4'e bölüp, 1litre suda haşlıyor, soğumasını bekleyip, soğanları çıkarttıktan sonra (normal şampuan işleminin ardından) soğan suyunu saç derinize masaj yaparak uyguluyor ve sonrasında sadece saç uçlarınızı kremleyip duruyorsunuz. Koku sorunu da gerçekten olmuyor isterseniz evden çıkmayacağınız bir gün, ya da gece yatarken deneyip gözlemleyebilirsiniz ;) Bu işlem saçlarınıza parlaklık kazandırırken, daha hızlı uzamasına yardımcı olur. Aynı işlemi Isırgan otuyla da denenebilir

-SAÇ KREMİNİZE BİTKİSEL YAĞLAR KARIŞTIRMAK: Bu da tam bir tembel işi, bir taşla iki kuş vurmak için ideal :) Şampuanlara çam terebentin yağı karıştırmak diye birşey vardı bilirsiniz. Ben o kokuyu hiç sevemedim. Buradan yola çıkarak; 
Saç kremleri sadece saç uçlarına uygulanır ve kökler oradan ihtiyacı olan kadarını alır bu sebeple, jojoba- badem- hindistan cevizi- fındık- biberiye-menekşe yağlarından oluşan bir karışımı, ya da hazır aldığınız karışım yağları, (şişedeki saç kreminizin, çeyreği oranında yağ karışımı) kreminize boşaltıp, her kullanımdan önce krem şişenizi çalkalayarak kullanabilirsiniz ;)

Okuduğunuz için teşekkürler, yorum ve sorularınızı aşağıya bırakabilir, sol sütundaki SİTEYİ TAKİP ET linkinden blogu izlemeye alabilirsiniz MUTLU GÜNLER :)


10 Mart 2014 Pazartesi

BATİSTE ve BENRİ RENKLİ KURU ŞAMPUAN

Herkese tekrar Merhaba
Malum 8Mart Kadınlar Günü indirim haftasını geride bıraktık. Ben de hazır indirimde görmüşken, Gratislerde bulunan Benri renkli kuru şampuanları alıp denedim. Aslında Sephoralarda bulunan Batiste benim favorim olmuştu aldığım günü sizinle BU YAZIMDA paylaşmıştım Ocak ayından beri kullanıyorum ve çok memnundum fakat Benriyi de merak ettim :)
Ben saç derisinde hassasiyet yaşayanlardanım bu sebeple kuru şampuan kullanmak için benim için riskli ama Batiste kullanıp hiç bir sorun yaratmadığını görünce, Benrinin de renkli oluşu beni cezbedince, almış bulundum :)
KURU ŞAMPUAN NASIL KULLANILIR?
Kuru Şampuanı saç derinize bir kol mesafesi uzaklıktan sıkıp, sonra da parmak uçlarınızla saç derinize masaj yapmanız ve daha iyi sonuç almak için saçlarınızı taramanız yeterli.
SONUÇ: İçeriğindeki pudra etkisiyle hacimli ve temiz saçlara kavuşuyorsunuz.

BENRİ: Pudrası renkli olduğu için; saç derinize masaj yaparken, tırnak içleriniz ve parmak uçlarınızı boyamasıyla (yıkayınca geçiyor olsa da) benden eksi puan alarak başladı. Ayrıca Sarı-Kızıl-Kestane gibi renk seçenekleri olsa da, sıktığınız ilk an saçınızla aynı renk gibi dururken, kuruyunca matlaştığı için saç renginizden çok daha açık ve çok mat bir renk ortaya çıkıyor.
Biraz bekleyip o matlığı dağıtmaya çalışırken, bende saç spreyi etkisi oluştu. Saç spreylerinin en sert etkilisini saçlarınıza değil, saç derinize sıktığınızı düşünün. Sert, yapışık, taranmayan denizden tuzlu saçlarla çıkmışsınız gibi bir etki bırakmasıyla, tabii ki kaşıntıya sebep oldu kaşıntıyla, renkli renkli tozların dökülmesiyle, yarım saat kullanmadan gidip yıkamak zorunda kaldım.
BATİSTE: Benriden sonra Batisteyi abartsam haksız sayılmam. Şeffaflaşan pudrası, temiz görüntüsü, kokusu, saç diplerinizi kaşısanız dahi döküntü yapmayan, saçı sertleştirmeyen, kolayca tarama ve Benriden daha yoğun hacim verme özelliğiyle Batiste hala benim favorim :)
Batiste detayları için yazıya TIK TIK :)

4 Mart 2014 Salı

ROACCUTANE & AKNETRENT TEDAVİSİ

Herkese Selam

instagram hesabımda küçük çaplı bir anket yaptığımda epey ilgi gören bir konuydu. Ben de yazmak için uygun zamanı ancak buldum. Konu detaylı olunca yazı da uzun olacak kusura bakmayın ama umarım  merakınızı giderecek ve işinize yarayacak bir yazı olur. ;)
ROACCUTANE veya AKNETRENT NEDİR ?
Öncelikle kesinlikle doktor kontrolünde başlanması gereken, yeşil reçeteli, akne tedavisinde kullanılan, yüksek dozda A vitamini içeren, etkin ilaçlardır. 
KİMLER BU TEDAVİYE BAŞLAYAMAZ?
İLAÇ KULLANIMI SIRASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

  • Kullanıldığı süreçte ve bıraktıktan sonraki 5 hafta hamile kalınması zararlıdır.
  • Kolesterol seviyesini etkilediği için aylık kan verme tahlilleri- kilo ve yaş faktörlerine dikkat edilerek, ilaç dozajı  doktor tarafından belirlenir.
  • Tedaviye devam edildiği ve tedavi bittikten sonraki 1 ay başkalarına kan verilmemelidir.
  • Karaciğer, böbrek yetmezliği olanlar ve emziren anneler bu tedaviye başlatılamaz.
  • Depresyon, intihar girişiminde bulunan ve psikiyatrik tedavi gören hastalarda doktorlarına danışarak, tedavi süreci başlatılabilir.
  • Kullanıldığı süreç içinde, karaciğeri yorduğu için alkolden uzak durulmalıdır.
  • Deriyi soyduğu ve aşındırdığı için yoğun güneşten kaçınılmalı. Kesinlikle yüksek faktörlü güneş koruyucular kullanılmalıdır. (hava kapalı olsa dahi)
  • Deriye daha fazla zarar verebilecek dövme-lazer-sir/ağda gibi işlemlerden uzak durulmalıdır.
  • Günde en az 2 litre su tüketilmelidir.
İlaç prespektüsü çarşaf gibi olduğu için hepsini size yazmasam da, anladığınız üzere yan etkileri epey fazla olan bir ilaç.
Şimdi bu kadar yan etkiye ve vücuduma vereceği bu kadar zarara rağmen, ben bu ilaca neden ve nasıl başladım onu izah edeyim
  >> Doktora gittiğimde 28 yaşındaydım ve yüzümde googleda roaccutane diye arattığınızda karşınıza çıkan o kırmızı ve iltihaplı kocaman sivilcelerin hiç biri yoktu. Şikayetim ise, ergenlik dönemi bitmesine rağmen, inatçı sivilcelerim olmasıydı. 3ay boyunda yüzünüzde taşıdığınız bir sivilceniz oldu mu sizin? Ne maskeler, ne clindoxyller, ne sabunlar kullandım sonuç SIFIR! 
Artık gerçekten sinirlerimi bozmaya başlamıştı, yapı olarak zaten minyon, yaşını göstermeyen birinin bir de sivilceleri olursa, gerçek yaşına insanları inandırmak, benim için bir kaosa dönüşmüştü. Kendimi bir sabah doktorun karşısında bunlardan şikayet ederken bulduğumda, aklımda bu ilaçların hiç biri yoktu çünkü o fotoğraflardaki gibi bir görüntüm yoktu. Eve elimde bir aknetrent bilgilendirme kitapçığı ve bu sorunun karaciğer yağlanmasından oluştuğunun bilgisini alarak döndüm. O akşam kitapçığı okudum başıma neler geleceğini bilerek sabah kan vermeye gittim. Böylece tedavim Temmuz ortasında başlamış oldu. Benim zamanlamam yanlıştı fakat yaşımın ve bir an önce kurtulma isteğimin etkisi çok büyük. Pişman değilim. <<
Yine de Başlayacaklara tek tavsiyem; asla yazın başlamayın! 
Tabii yaz ortası peynir gibi bembeyaz olmayı, mümkün oldukça (güneş koruyucu kullansanız dahi) gündüz dışarı çıkmamayı, denize-havuza gittiğinizde hemen kurulanıp, şemsiye altında kurumayı bile beklemeden eve gönmeyi, vampir gibi sokağa çıkmak için akşam olmasını göze alırsanız o başka :)

İLK 15 GÜN: Tüm sivilcelerim, siyah noktalarım arttı çünkü deri altında ne varsa deri üzerine onlar tek tek çıkacaktı ve öyle de oldu. Fakat o çıkan sivilcelerim de bir hafta içinde kuruyarak kayboldu o 3ay kurtulamadığım sivilcelerin tek tek söndüğünü görmek bana harika moral oldu.
1.AY:             VÜCUT 
Cildimde kurumalar ve soyulmalar başlamıştı. Yüzünüz tamam ama bacaklar-kollar-dudaklar hatta gözleriniz bile kuruyor. Benim bu süreçte vücudum için onsuz asla diyeceğim tek nemlendirici > EXCİPİAL LİPO yağ bazlı, uygun fiyatlı, devletin karşıladığı süper ötesi bir losyon. Tedavim 3 ay sürdü ve bu süreçte ben 4 şişe Excipial Lipo bitirdim. Siz düşünün ne kadar kuruduğunuzu artık :) Bu arada banyoda suyun çok sıcak olmamasına ve keselenmemeye dikkat edin çünkü kızarıklık ve hassasiyetiniz günler sürüyor. Bu süreçte nemlenmeyen cilt gerildiğinden ve ilacın yan etkisinden kemik ve eklem ağrılarınız olabilir. Bu sebeple tüm vücudu sabah akşam nemlendirmek ve bol su tüketmek önemli.
YÜZ: Cildimin haşlanmış patates gibi kabuk kabuk soyulma evresine gelirsek; mecbur kalmadıkça asla fondöten-pudra vs. kullanmadım. Çünkü cildimin hava alması gerekiyordu ve o soyulmalara fondötenin kapatıcılık ya da ciltteki renk eşitliğini sağlaması zaten imkansızdı. Doktorum yüzümü normal su ile yıkamamı resmen yasakladı bunun sebebi de, şehir suyunun içindeki kireç ve klorun cildi daha da kurutmasıymış. Doktor tavsiyesiyle AVENE THERMAL WATER termal su ile tanıştım ve tedavim biteli 1,5sene olsa da ben hala kullanıyorum. Tam da burada herkesi uyarmam lazım >>> Lütfen elinizi sildiğiniz havluya yüzünüzü silmeyin !!! <<< Bu konuda doktorum sağ olsun beni uyarmış olsa da, bu benim zaten uzun zamandır dikkat ettiğim ve bana kağıt havlu kullanma alışkanlığı yaratan bir durum.
Güneş Koruyucum yine doktor tavsiyesiyle BIODERMA PHOTODERM AKN MAT 30 faktörlü, su bazlı, karma ve yağlı ciltler için 40-ml olan ürünü ben her gün ve dışarıdaysam 3-4 saatte bir yenilediğim için 4 ayda bitirdim. Devamlı soyulan ve yenilenen bir cildiniz olunca bebek beyazlığına kavuştuğunuz için güneş koruyucu çok önemli.
Nemlendirici doktor su bazlı herhangi bir nemlendirici kullanabilirsin diyince; LA ROCHE HYDREANE LEGERE alıp yine de doktoruma bu uygun olur mu diye onay aldığım doğrudur :) Bunun yanında günlük cilt temizliğimi ise, YVES ROCHER CULTURE BIO Aloevera Jel ile yaptım. Bu jel çok uygun fiyatlı ve %98'i organik, hem makyaj çıkartmak hem de cilt temizlemek için ideal. Hatta ortalık BİODERMA H2O ile yıkılırken, doktorum da evet BİODERMA kullanabilirsin demesine rağmen, internette övenler kadar memnun olmayanların kızarıklık-yanma-kuruluk-kaşıntı şikayetlerini okuyunca cesaret edememiştim.
YVES ROCHER alma sebebim; aloeveranın tedavi edici ve nemlendirici etkisi olması.
Gerçi şimdilerde Bioderma H2O kullanıyorum ve bir şikayetim yok ama o süreçte cildimi riske atamazdım. 
NOT: Aklıma gelmişken, isterseniz ve yazının altına yorum halinde yazarsanız; Bioderma H2o ve YVES ROCHER BIO JEL kıyaslama yazısı yazabilirim ;)
Günlük olarak termal su- nemlendirici ve güneş koruyucu ve cildin kendini yenilemesine rağmen neden bir de temizleyici kullanıyorsun diyenler çok oldu. Şöyle ki; bu tedavi sırasında peeling etkili ürünler ve maskeler zararlı ve para tuzağı. Hatta güvenmediğiniz, işlemlerden, ürünlerden emin olmadığınız bir yere bu süreçte nem terapisi ya da cilt bakımına bile gitmeyin bence. Kazara cilt bakım ürünü satan birine denk gelirseniz kaçın ama kaçma imkanınız yoksa asla prim kazanmak için çok konuşan satış görevlilerine ve satılan, uygulanan mucizevi işlemlere inanmayın. Bu tedavi de doktor çok önemli, şu yazıda bile kaç kez doktor yazdım inanın saymadım. Doktorunuza sormadan atacağınız her adım cildinizde tedavisi imkansız leke ve yaralara sebep olabilir.
2. AY:             DUDAK
Beni en zorlayan resmen ağlatan dudak çatlakları, ona soyulma diyemem çatlak da az kalır. Ne dudak koruyucular kullanıp, bitirdim bitirmek ne kelime resmen yedim. Doktor tavsiyesiyle kullandıklarım, ezcacı tavsiyeleri, kozmetik ürünler vs... Hafifleten oldu ama tedavi edip geçiren asla. Dudaklarım resmen patladı, dudak şişirtmek isteyenler beni görse vazgeçerlerdi o derece korkunçtum. İnternette neler okudum, ne fotoğraflar,dudaklar gördüm. Doktorum vücudumuzdaki en kolay parçalanan yağ dokusunun dudak olduğunu, durumun normal olduğunu söyleyince ancak rahatladım yoksa ailem ilacı bırakmam için baskı bile yaptı. Doktor Vazelin Pure ve İskilit adlı dudak ürünlerini önerdi, koşarak aldım ama sonuç fos. Onun yerine BLİSTEX MEDPLUS çok daha fazla işime yaradı. Hatta çoğu gece blistex ile vazelin pure karıştırıp dudaklarıma sürerek uyuduğum doğrudur.
MANİKÜR-PEDİKÜR: Tedavi süresince sivilcelerden sonra en sevindiğim olay. Zaten bu süreçte manikür pediküre gitmemek en mantıklısı olduğundan evde kendiniz yapmak zorundasınız. Fakat ilacı kullandığım süre içinde benim öyle bir ihtiyacım hiç olmadı. Derilerim zaten soyulurken ölü deriler kendini çok daha hızlı bıraktı ve tırnak diplerimi çok hafif tırnağımla iktirdiğim anda deriler kopuyordu :) Tabii ki üzerine hemen Excipial Lipo :)
GÖZ: Bir sabah gözüme kirpik batıyormuşcasına acıyla uyanınca, gözlerimin de kuruduğu tespitinden sonra çantamdan ayırmadığım REFRESH TEARS yani suni gözyaşı.
BURUN: Burun da kuruluğu da neymiş derken, ilaç sayesinde onunla da tanıştım. Burnumun içi öyle kurumuş ki, damarlarından biri çatlamış durduk yerde burnum kanayınca bunu da anlamış olduk. Doktorum sağolsun tek ve hızlı kurtarıcım SULFARHIN oldu.
SAÇ: Benim uzun yıllardır kafa derimde oluşan egzamamı ve kepek sorunumu resmen çözdü. Egzamam artık kabuklanmadan, yaraya dönmüştü. Fakat ilaç kullandığım süreçte ne o kaşıntılar, yaralar, kabuklar hiç biri yoktu.
3. AY SONU: Bir gece parmağım koptu zannettiğim bir acıyla uyandım. Tırnağımın üstü morarmıştı Sabaha kadar ne yaptıysak o ağrı-acı dinmedi. Sabah doktora gidince tırnağın düşecek malesef, bu da bir yan etki tedavinde iyi sonuç verdi artık bırakabiliriz diyince ilacı bıraktım. Tırnağım için antibiyotikli kremler kullanmama rağmen ancak acıyı azalttı ama o tırnak düşmesi, yenisinin çıkması 2ay sürdü. Bu arada ilacı bıraktıktan tam 1ay sonra tekrar kan tahlili yaptırdım ve herşey normal çıktı.

    Şu an ilacı bırakalı 1.5 sene oluyor ve yüzüm tabii ki, bebek poposu gibi değil öyle olduğunu yazan-söyleyenlere de inanmamanızı tavsiye ederim :) Çünkü ilaç bir daha sivilce çıkartmayacağını garanti etmiyor ama tabii ki iltihap dolu akneler ve aylarca sönmeyen sivilcelerinizden kurtuluyorsunuz. Tedaviye başlarken bir mucizeyi beklemezseniz; sonuç bir hayli tatmin edici.
    Sağlıklı bir cilt için temizlik ve nem tabii ki çok önemli fakat sürdüklerimizden çok yiyip-içtiklerimizle yani karaciğerimizle alakalı bunu hangi yaşta olursanız olun unutmaz ve buna göre yaşarsanız, sağlıklı bir cilde sahip olursunuz ;)