sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2014 Cumartesi

SEVGİLİLER GÜNÜ ERTESİ

Sevgililer günü geliyor geldi, ne giysem, ne alsam, ne sürsem, ne yapsak derken geldi geçti...

Yalnızları her daim depresyona iten, illa karşı cins mi olacak kardeşim ben aileme, anneme, kedime köpeğime, bebeğime aşığım sözleriyle avunduğumuz o tarih 14 Şubat.
Kimi evlenir, kimi evlilik teklif eder, kimi nişanlanır, kimi elinde çiçeği, hediyesi yemeğe çıkar, sürpizler sürprizler vs. 
Ben her sene 14 Şubatı evinden çıkmadan, sosyal medya ağlarında "bakıın sevgilim bana ne almış, bakıın sevgilim beni nereye getirdi, bakıın bana ne sürpriz yapıldı" fotoğraflarına ya da bazen fotoğrafta yetmez, telefon muhabbetlerine maruz kalan KIZIM, HERKESE MERHABA

Tüm bu sebeplerle ,hayatım boyunca sevemeyeceğimi düşündüğüm tek tarihtir 14 Şubat! 
Yalnız olduğum için değil, bence kızlar hatta çiftler arasında tam bir sidik yarışına dönüştüğünü gördüğüm için sevmiyorum. 
En basiti "sen ne aldın" ve hemen arkasından "ee o sana ne almış" sorusu yüzünden saçma! 
Erkekler için de kötü, normalde 2 kişi yiyeceğin yemek 100 lira civarındayken  o güne özel 2-3katı fiyat ödersin, üstüne bir de hediyesi, normalde alacağın tek gül bile 5 lirayken, o gün olur sana 50 lira ve gittiğin mekanda senden daha iyi bir hediye alan, sürpriz yapan varsa da, yandın tüm gece o masa izlenir, hatun laf sokar ve o kadar masraf yaptın, yine de yaranamadın. 
İşte efendim böylesi tam da çıkar ilişkisi. 

Neden yalnızsın, neden 14Şubat'ta evden çıkmıyorsun sorularına verecek tek cevabım budur; Böyle ilişkileri yaşamak, görmek istemediğim için! 
Yine de "güya" mutluluklarını gözüme sokmakta ısrar eden insanlara da ben "güya" saygı duyuyorum.
Sevmekten anlaşılan; "zamanı belli tarihlerde sürprizler yapmak, mecburiyetle hediye almak ve karşılığını beklemek" zihniyeti çok saçma değil mi? 
Böyle yalancı-sahte mutluluklarla kendini avutmak yerine, yalnız kalma cesaretini gösteren insanlar değer kazanıyor gözümde!
(DİP NOT: Sevgisini kendi özelinde, özellikle sadece bir gün değil; hergün yaşayan, birbirlerinin gözüne değil, gözbebeğine bakan, karşılık beklemeyen çiftlere gerçekten saygı duyuyorum ve işte asıl sevmeyi bilen, karşılıksız bile olsa sevmeyi becerebilen insanların 
SEVGİ VE SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN)

30 Temmuz 2013 Salı

Bir Yalnızlık Anatomisi

Herkes yalnızdır biraz ve bunu dramatize etmediğimizde,
 gerçekten keyiflidir yalnızlık ...

Küçükken evde yalnız kalmak için verdiğimiz çabayı, yalnız kalınca da yaptığımız şapşallıkları düşünmek bile gülümsetir hala, yataktan çıkmak istemediğimiz günlerde sıcak battaniyenin altında içilen kahve, dinlenilen müzik, okunan kitap, hatta birçok film hep yalnızlık ister ...
İç dünyamıza çekilmeyi abartmadığımız, tek başına üstesinden gelebildiklerimizi gördüğümüz her an güzeldir yalnızlık ...
Özgüveni arttırır!
Taa ki, sevilme- beğenilme-şefkat ihtiyacımız olduğunu farkettiğimiz
güne kadar, herşey güzeldir.
Bu ihtiyacı farkettiğin anda tüm o şefkat, sevgi dolu sevgili görüntüleri 
gözüne batmaya başlar; 
 Elele dolaşanlar, otobüste-metroda birbiri omzunda uyuyanlar, telefondaki mesaja aptalca gülümseyen insanlar, önce sen kapat diye bitmek bilmeyen telefon konuşmaları, kışın sarılarak birbirini ısıtan çiftlerin, yazın elele denize gidip, şezlongta bile birbirlerinden ayrılamayışları, yemek yerken ağzına bulaşan sosu karşı tarafın temizlemesi, gittiğin AVMde bile alışveriş yaparken tartışmaları ya da "çok yakıştı hayatım bunu sana ben almak istiyorum"lu sinir bozucu şirinlikleri, hatta en kötüsü siz karşılarından tek başına gelirken, durduk yerde birbirini öpen çift gereksizliği vs ...
Tüm bu olanlara yalnızken bakınca, çok iç parçalayıcı gözüküyor. Kendini daha da yalnız, kimsesiz, çaresiz hissetmene yol açıyor ve karşındaki çift her kim olursa olsun, o doğru insanı bulmuş sanıyorsun. 
Git sor ona ya da bak bi twittera herkes içinde ne kadar yalnız, bugün ayrılsa yarına başkasını yedeklemiş. 
Senin tat aldığın yalnızlığa, kimsenin cesareti yok...
En uzun yalnızlığını sor, alacağın cevap seni bile güldürür!

Herşeyi, herkesi bırak bir kenara ve çevrene bir bak illa ki, vardır 
oralarda bir köşede seni mutlu etmeyi bekleyen birileri...
Bilirsin; zaman, mutluluk zamanıdır ve o zamanında görüp içini burkan görüntülerin başrolü artık senindir. Değerini bileceğin, kimseleri yedeklemeyeceğin, mutluluğuna şahit aramayacağın, uzun ve zor zamanların sonrasında gelen mutluluğun gerçek mutluluk ve aşk olacağını bilirsin ;)

Tüm yalnızlara, aşk dolu günler yakındır !...




30 Nisan 2013 Salı

Seni Üzmek İstemiyorum

     ''SENİ ÜZMEK İSTEMİYORUM'' (üzmek ne ki, hayatını zindana çeviririm)

''Seni üzmek istemiyorum'' diyen kim varsa, en çok onlar üzer bizi ... Nedense...
Demek ki;
beceremiyorlar adam gibi ilişkiler yaşamayı ya da cesaret edemiyorlar... 
Israr etmemek, ikinci şansı verip, zaman kaybetmemek lazım çoğu zaman...

Kendine güvenemeyen insanın bize ne faydası olur? 
Mutluluk ve huzur da bir faydadır hatta hayattaki en büyük fayda!
Herkesin yanında mutlu ve huzurlu olamazsınız deneseniz olmaz, zorlasanız olmaz yani öyle her zaman, her insanda olmaz, bulunmaz...

Mantıklı düşünen her insan, ''Aslında seni üzmek istemiyorum'' sözünü duyduğu an, karşı taraftan uzak durur, evet başarılı da olur... 

Peki ya  karşı taraf, bunu söylemesine rağmen sizden uzak durmuyorsa, duramıyorsa? Dengesizlikleriyle ne sizinle bir ilişki kurmaya ne de sizden uzak durmaya yanaşmıyorsa?
Siz ona adım atmaya çalışınca, kaçıyorsa? .......

İşte bence, çağımızın bir vebası da bu; sevmek isteyip, cesaret edememek buna rağmen ''ben gidiyorum'' demeden, gitmek! 
Korkup, savaşamamak, bunun yerine kolay ama duygusuz olan ilişkilere yönelmek...

Neden ''Gidiyorum'' diyemedikleri de aşikar çünkü geri dönüp, yoklayacak tekrar. Bakalım bıraktığı yerde misin, aldın mı hayatına bir başkasını, mutlu oldun mu, elini tutan, yüzünü güldüren,  başını omzuna koyduğun, mesajlarıyla seni gülümseten bir başkası oldu mu ????????

Bunların hepsi olur da, o da sen de bilemezsin mutlu oldun mu / O huzuru başkasında buldun mu?

24 Mart 2013 Pazar

Ne İstediğimizi Bilmek ...


  • Hayatta ne istediğini bilmek önemlidir.

Bunu çoğu zaman duyarız duymasak da, deneyimlerimiz sonucu öğrenmişizdir. 
Peki o zaman, ilişkilerde neden taraflar ne istediklerini bilmezler? 
Oysa her ilişki ''seni tanımak istiyorum''la başlamaz mı, ana fikir bu 
değil midir?  Tanımak!

Fakat son zamanlarda yaşadıklarım ve gözlemlediklerim sayesinde, kimsenin birbirini tanımak istemediğini ve zaten amacın da tanımak olmadığını farkettim.
Herkeste bir ego almış başını yürümüş. En ufak bir pürüzde ''beğenmeyen, çeker gider'' sözleri havalarda uçuşuyor hele ki, bu ara duyduğum en popüler sözcük '' Zaman Kaybı'' .
Kimse zaman kaybetmek istemiyor bu sebeple arkadaş/sevgili yedekleyenler ve eğlencelik /evlenmelik diye insan kategorize edenler var.


  • Bu neyin kafası, bu nasıl bir özgüven patlaması hiç bir fikrim yok!

Biz kimiz de kimi yedekliyoruz ya da kimi kategorilere ayırıyoruz?
Bu zamanda güvenilir bir ilişki yaşamak başlı başına zorken, tanımaya çalıştığımız arkadaşımızı, flörtümüzü, sevgilimizi tek kalemde neyimize güvenerek silip atmayı göze alıyoruz hiç bilmiyorum.
Tek bildiğim, tanımadığımız/henüz tanıyamadığımız insanlara emek verdiğimizi idda ederek, karşılık bekliyoruz.
O bu emeğin farkında mı ya da bizden böyle bir emek istedi mi onu bile sorgulamıyoruz, biz ufakta olsa birşey yaptık ya, hemen karşılığını görelim, o da bize karşı bir adım atsın ya da en basiti bizi pohpohlasın, iyi davransın istiyoruz. 
Halbuki; tanısak- tanımak için zaman harcasak, onun ne istediğini dinlesek ve bizim ona ne verebileceğimizin farkında olsak tüm işler kolaylaşacaktır ama bunu bile kabul etmeyip ilk adımı  da hep karşı taraftan bekliyoruz.
Sonuç olarak, hayatta ve ilişkilerde ne istediğini bilmek,
 önemlidir.
 Bilmezsen, ''zaman kaybı'' oluverirsin ki, bu da çağımızın en büyük sorunlarından bir diğeri. İlkini hala merak eden varsa, ben yazıvereyim ''İLETİŞİMSİZLİK''