Sarılmak ne güzel şey!
Daha önce uzun uzun anlatmıştım sarılmanın önemini, neler hissettirdiğini, neden ihtiyaç duyulduğunu, güzelliğini ... İşte o yazı
Uzun zamandır siz de farketmiş olmalısınız herkesin ağzına sakız oldu "Seni Seviyorum"lar artık bir inandırıcılığı, çekiciliği kalmadı bu sözcüğün. Çünkü içi boş anlamsız, hissiz...
Aynı "nasılsın" sorusuna verdiğimiz, alelade "iyiyim" cevabı gibi. İşte öyle hissiz, ruhsuz, boş.
Durum böyle olunca da; inanmak, inandırmak için en kolay çözüm, sarıp sarmalamak, merak etme, bana güven, yanındayım, korkma, anlamlarını taşıyan en kolay icraat Sarılmak!
Sarılıp içine sokarcasına, kokusunu beyninize-burnunuza hapsedercesine sarılmak.
Yalandan da olsa hem kendini hem karşı tarafı kandırma isteğiyle dolu yalandan sarılmalar, moda olmuş şimdi.
Yapmayın etmeyin "Seni Seviyorum"lara anlamlarını kaybettirdiniz de, sıra sarılmalara mı geldi?
Hissetmediklerinizi -mış gibi yapmayın, aynı seni seviyorum derken, aslında bak senin canını nasıl yakıcam dediğiniz gibi.
Bırakın sarılmalar güzel kalsın, gerçekten sevmek-güvenmek istemediğiniz, zaman kaybı saydığınız insanlara sarılmayın!
Kimsenin aklını/kalbini karıştırmayın, vicdanınızla yüzleşmek zoruna kalmayın ...
kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2014 Pazar
SARILMALARI KİRLETMEYİN Lütfen!
Etiketler:
aşk,
erkek,
gece,
gerçek,
huzur,
ilişkiler,
kadın,
kalp,
koku,
mutluluk,
sarılma,
sarılmak,
seni seviyorum,
sevmek,
vicdan,
zamankaybı
30 Temmuz 2013 Salı
Bir Yalnızlık Anatomisi
Herkes yalnızdır biraz ve bunu dramatize etmediğimizde,
gerçekten keyiflidir yalnızlık ...
Küçükken evde yalnız kalmak için verdiğimiz çabayı, yalnız kalınca da yaptığımız şapşallıkları düşünmek bile gülümsetir hala, yataktan çıkmak istemediğimiz günlerde sıcak battaniyenin altında içilen kahve, dinlenilen müzik, okunan kitap, hatta birçok film hep yalnızlık ister ...
İç dünyamıza çekilmeyi abartmadığımız, tek başına üstesinden gelebildiklerimizi gördüğümüz her an güzeldir yalnızlık ...
Özgüveni arttırır!
Taa ki, sevilme- beğenilme-şefkat ihtiyacımız olduğunu farkettiğimiz
güne kadar, herşey güzeldir.
Bu ihtiyacı farkettiğin anda tüm o şefkat, sevgi dolu sevgili görüntüleri
gözüne batmaya başlar;
Elele dolaşanlar, otobüste-metroda birbiri omzunda uyuyanlar, telefondaki mesaja aptalca gülümseyen insanlar, önce sen kapat diye bitmek bilmeyen telefon konuşmaları, kışın sarılarak birbirini ısıtan çiftlerin, yazın elele denize gidip, şezlongta bile birbirlerinden ayrılamayışları, yemek yerken ağzına bulaşan sosu karşı tarafın temizlemesi, gittiğin AVMde bile alışveriş yaparken tartışmaları ya da "çok yakıştı hayatım bunu sana ben almak istiyorum"lu sinir bozucu şirinlikleri, hatta en kötüsü siz karşılarından tek başına gelirken, durduk yerde birbirini öpen çift gereksizliği vs ...
Tüm bu olanlara yalnızken bakınca, çok iç parçalayıcı gözüküyor. Kendini daha da yalnız, kimsesiz, çaresiz hissetmene yol açıyor ve karşındaki çift her kim olursa olsun, o doğru insanı bulmuş sanıyorsun.
Git sor ona ya da bak bi twittera herkes içinde ne kadar yalnız, bugün ayrılsa yarına başkasını yedeklemiş.
Senin tat aldığın yalnızlığa, kimsenin cesareti yok...
En uzun yalnızlığını sor, alacağın cevap seni bile güldürür!
Herşeyi, herkesi bırak bir kenara ve çevrene bir bak illa ki, vardır
oralarda bir köşede seni mutlu etmeyi bekleyen birileri...
Bilirsin; zaman, mutluluk zamanıdır ve o zamanında görüp içini burkan görüntülerin başrolü artık senindir. Değerini bileceğin, kimseleri yedeklemeyeceğin, mutluluğuna şahit aramayacağın, uzun ve zor zamanların sonrasında gelen mutluluğun gerçek mutluluk ve aşk olacağını bilirsin ;)
Tüm yalnızlara, aşk dolu günler yakındır !...
Etiketler:
anatomi,
aşk,
cesaret,
çift,
doğru insan,
film,
ilişkiler,
kalp,
kitap,
mutluluk zamanı,
müzik,
özgüven,
sevgili,
son yalnızlık,
yalnızlık,
yalnızlık anatomisi
14 Mayıs 2013 Salı
ALKOLLÜ ERKEĞİN YAN ETKİLERİ
ALKOL, TÜM KÖTÜLÜKLERİN EMBRİYOSU!
Yıllardır "tüm kötülüklerin anası" derler de, hiç bir annenin bu kadar kötü ve etkili olduğunu sanmıyorum.
Sevilen, eğlendiren, zaman zaman kafa dağıtmaya yarayan, cesaret veren, rahatlamayı sağlayan, insana kendini dinlenmiş hissettiren, en etkili
kas-kalp ve çene gevşetici ...
Sağlık üzerine etkileri malum onları anlatacak değilim. Ben o içip içip sarhoş muhabbeti dinleyen, "gel gel öpüjeem" denen, tüm gece alkolün etkisiyle esir alınan, telefonuna/kapısına dayandığınız hatunların tarafından bakarak, yazmak istedim.
Tüm gece "ben sarhoş değilim, bana sarhoş muamelesi yapamazsın" diyen her kim varsa, sabah "ya gece çok içmişiz, ne yaptım hiç hatırlamıyorum" derdine düşüyor.
"Neden bu kadar içtin?" sorusunun cevabı da malesef yok, düzenli içicilerin hepsinde aynı cevap; "alkolü seviyorum."
Eyvallah sev de, bakalım ben seni alkollü seviyor muyum, tüm gece kafan güzel diye benim kafamı çirkinleştirmene bayılıyor muyum?...
Bir de içip içip plağı başa saranlar yok mu ya da ne konuşursan konuş mantıkla seni dinlerken 2 saniye sonra hafızayı sıfırlayanlar...
Alkolden aldıkları cesaretle, cesaret hapı yutmuş gibi mangalda kül bırakmadan konuşup konuşup ayıldıklarında hiç bir halt hatırlamıyorum ayakları...
Bilinçaltında her ne varsa kusup, geceyi berbat edip, dengesizlikleriyle rekorlar kırıp sonra da sabah olunca zerre umursamamaları...
Bu sarhoş muhabbetleriyle kaybettiklerinin ya da kaybedeceklerinin değerini ayılınca farkedip, bu kez kaybettiklerine içmeleri...
Hele ki, her akşam böyle içen arkadaşı, dostu, sevgiliyi bırak kocan varsa;
al karşına, bağla sandalyeye sen iç iç, kafasını ütüle, sonra dök benzini yak. Sabaha valla ben hatırlamıyorum de, %100 haklısın!
Bu sarhoş muhabbetleriyle kaybettiklerinin ya da kaybedeceklerinin değerini ayılınca farkedip, bu kez kaybettiklerine içmeleri...
Hele ki, her akşam böyle içen arkadaşı, dostu, sevgiliyi bırak kocan varsa;
al karşına, bağla sandalyeye sen iç iç, kafasını ütüle, sonra dök benzini yak. Sabaha valla ben hatırlamıyorum de, %100 haklısın!
İçmek isteyene lafım yok ciğer senin, cebindeki para senin fakat
kendini kaybetmeden, nerede durman gerektiğini bilerek, ağzınla,
rakı şişesinde balık, viski şişesinde cin olmadan iç mümkünse...
kendini kaybetmeden, nerede durman gerektiğini bilerek, ağzınla,
rakı şişesinde balık, viski şişesinde cin olmadan iç mümkünse...
Kafa ütüleme, kimseye zarar verme, kimseyi rahatsız etme, sabah yarım
yamalak hatırlayıp pişman olma.
("Adamlığın kitabı" denen bir şey varsa, orada bunlardan bahsedilmiştir
ama kitap okumayı sevmeyen erkek çoğunluğu okumamış olmalı)
yamalak hatırlayıp pişman olma.
("Adamlığın kitabı" denen bir şey varsa, orada bunlardan bahsedilmiştir
ama kitap okumayı sevmeyen erkek çoğunluğu okumamış olmalı)
Hadi bunu beceremiyorsun, o zaman hatundan uzak dur! Alkolden aldığın yetkilerle
psikoloji bozma, kaybettiklerine ve değişmedikçe kaybetmeye razı ol bunu da beceremiyorsan, bir zahmet milli içeceğimiz Ayrandan başka hiç bir sıvıya el atma!
psikoloji bozma, kaybettiklerine ve değişmedikçe kaybetmeye razı ol bunu da beceremiyorsan, bir zahmet milli içeceğimiz Ayrandan başka hiç bir sıvıya el atma!
Senin de ciğerin para ederdi de,
bu kadar alkole dayanamadı
30 Nisan 2013 Salı
Seni Üzmek İstemiyorum
''SENİ ÜZMEK İSTEMİYORUM'' (üzmek ne ki, hayatını zindana çeviririm)
''Seni üzmek istemiyorum'' diyen kim varsa, en çok onlar üzer bizi ... Nedense...
Demek ki;
beceremiyorlar adam gibi ilişkiler yaşamayı ya da cesaret edemiyorlar...
Israr etmemek, ikinci şansı verip, zaman kaybetmemek lazım çoğu zaman...
Kendine güvenemeyen insanın bize ne faydası olur?
Mutluluk ve huzur da bir faydadır hatta hayattaki en büyük fayda!
Herkesin yanında mutlu ve huzurlu olamazsınız deneseniz olmaz, zorlasanız olmaz yani öyle her zaman, her insanda olmaz, bulunmaz...
Mantıklı düşünen her insan, ''Aslında seni üzmek istemiyorum'' sözünü duyduğu an, karşı taraftan uzak durur, evet başarılı da olur...
Peki ya karşı taraf, bunu söylemesine rağmen sizden uzak durmuyorsa, duramıyorsa? Dengesizlikleriyle ne sizinle bir ilişki kurmaya ne de sizden uzak durmaya yanaşmıyorsa?
Siz ona adım atmaya çalışınca, kaçıyorsa? .......
İşte bence, çağımızın bir vebası da bu; sevmek isteyip, cesaret edememek buna rağmen ''ben gidiyorum'' demeden, gitmek!
Korkup, savaşamamak, bunun yerine kolay ama duygusuz olan ilişkilere yönelmek...
Neden ''Gidiyorum'' diyemedikleri de aşikar çünkü geri dönüp, yoklayacak tekrar. Bakalım bıraktığı yerde misin, aldın mı hayatına bir başkasını, mutlu oldun mu, elini tutan, yüzünü güldüren, başını omzuna koyduğun, mesajlarıyla seni gülümseten bir başkası oldu mu ????????
Bunların hepsi olur da, o da sen de bilemezsin mutlu oldun mu / O huzuru başkasında buldun mu?
2 Mart 2013 Cumartesi
BİR SARILMANIN ANATOMİSİ
Yıllarca antenli antenli teletabiler boşuna dememiş ''sarılalım sıkı sıkı'' diye
onlarında varmış demek ki; bir bildikleri :D
Oturup bunu düşündüm koskoca bir hafta... (düşünecek daha da önemli birşey bulsam eminim bunu düşünmezdim) Düşündüm fakat cevap buldum mu ben de bilmiyorum...
Uzun zaman sonra birine sarılınca, neler hissedebileceğimi unuttuğumu farkettim, malesef kısa bir süre önce de unuttuklarımı hatırladım.
SARILMAK = Güven İhtiyacı + Destek Verme İsteği (''Yanındayım'' deme şekli)
- Ne zaman sarılmak isteriz?
Canımız sıkkınken, kendimizi yalnız/ çaresiz hissettiğimizde, korktuğumuzda, aklımız karıştığında hatta bazen hoşlandığımız birini sevip sevmediğimizi anlamak için vs... Bu da demek oluyor ki; genelde olumsuz/ negatif olan her anımızda sarılmak istiyoruz.
- Neden sarılıyoruz?
- Fiziksel Etkileri nelerdir?
Sıcaklık duygusu: Bu gerçekten de fiziksel bir etki çünkü vücut ısısı gerçeği var. Bu sıcaklık duygusu bize kendimizi güvende ve güçlü hissettiriyor.
Koku: Zamanla sözleri, bakışmaları, hatta dokunuşları bile unuturuz fakat unutmadığımız tek şey kokudur. Bir başkasına sarıldığınız anda, sıcaklık duygusuna rağmen kendinizi güvende hissetmeyebilirsiniz bunun sebebi de kokudur. Kokuların isimleri aynı olsa da kişiye özgüdür her tende farklı bir kokuya dönüşür. Bazen sarılırken, burun deliklerimizin ve ciğerlerimizin aldığı kadar kokuyu içimize çekmek isteriz, bunun sebebi basittir o kokuyu unutmayacağımızı biliriz ve flash bellekte o kokuyu saklamak isteriz.
Kalp Atışları: Kalp atışlarımızın normalden daha hızlı attığını hissederiz öyle ki; sarılan kişinin duyup duymadığından şüpheleniriz. Bu hızlanmayı tetikleyenler de yine sıcaklık duygusu ve kokunun beynimizde yarattığı etkidir. Vücut adrenalin salgılar ve çoğumuz farkında olmasak da adrenalin bağımlısıyız. Belki de bu yüzden tekrar sarılmak, aynı etkileri yaşayıp yaşamayaca-ğımızı görmek isteriz.
Vee son olarak;
Yazının başında -sarılmanın nasıl olduğunu malesef hatırladım- demiştim. Neden malesef kısmına gelecek olursam; kim bilir belki yanlış zaman-yanlış insan...
Bu sebepten, kendimi fiziksel gerçeklerle kandırıp,
yoluma devam etmeliydim ben de böyle yaptım.
Fiziksel gerçeklere sığınıp, kendini ve başkalarını kandırarak,
defteri kapatmak en doğrusudur bazen....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



